• Favorilere Ekle




Risk, Kriz, Kaos ve Federasyon

RİSKİ VE KRİZİ YÖNETEMEYEN FEDERASYONUMUZ

Federasyon yönetimi bir ilimizde il temsilcisini değiştirmek istemişti. En verimli çalışma ortamını ve birlikteliğini yaratmak için son derece haklı ve normal bir istemdi bu. Erk kullanımıydı bu. Anlayışla karşılanırdı. Ancak; değişiklik tasarlanırken, yapılacak değişimin bir ‘risk’ oluşturacağının da hesaplanması gerekirdi. Peki, bu seçimi yapmada risk neydi? İyi bir çalışma ortamıyla elde var olan olanakların en iyi biçimde değerlendirilmesi sağlanabilecek miydi? Yapılan seçimle, gerçekleştirilmeye çalışılan planın sonucu belli olmadığından atılan adımın kazanma ve kaybetme olasılığı biliniyor muydu? Önceden saptanmış amaçlara ulaşmada değişik ve sayısız sorunlar varken, yenilerinin de olacağı öngörülüyor muydu? İşte risk, bu sorunların varlığı karşısında çözüm yollarının araştırılmamış olmasıydı.

Olsun, böyle de olsa yönetim, erkini kullanarak, durumu göğüsleyerek riski yönetmeyi bilebilirdi. Buraya kadar federasyon yönetiminin seçiminde bir engel, sakınca olmayacaktı. Ama öyle olmamış. Yapılan seçimle ilgili olarak ortaya çıkabilecek elverişsiz durumlar ve engeller federasyon yönetimine çokça anlatılmaya çalışılmış. Önlem alın denilmiş. Henüz atama dahi gerçekleşmeden sorunlar hemencecik baş göstermeye başlamış. Başta söylenilen engel ve sakıncalar boy göstermiş. Eski/yeni çatışması başlamış. Senin adamın/benim adamım ayrımı yapılır olmuş. Federasyonumuz hiçbir önlem almadan atamanın gerçekleşmesini sağlamış. Bu durumda ortaya çıkan manzara karşısında federasyonumuzun yöneticileri ne yazık ki riski yönetememiş.

Risk yönetimi olasılık planlamasıyla birlikte yürütülür. “Eğer olursa ne olur? Ya olursa?” soruları karşısında bir yol aranır. Risk tanımlanır. Seçilen çözüm yolunun ya da seçimin işe yarayıp yaramayacağı, işleyip işlemeyeceği ve beklenen sonuçları verip vermeyeceği araştırılır. Olası kaybın gerçekleşme olasılığı ölçülür. Riskin algılanmadığı durumlarda yöneticiler bilinçsizce başka riskler de üstlenir. Riskler algılandığındaysa oluşabilecek durumlar hesaplanıp risk kontrol altında tutulabilir. Oluşabilecek potansiyel olumsuzluklara karşı herhangi bir önlem alınmaması durumunda kontrol de sağlanamaz. Anlaşıldığı kadarıyla federasyonumuz tüm bu risk yönetimi uygulamasına kulağını tıkayıp, ellerini kavuşturmuş beklemiş. Sadece izlemiş.

Sonra ne mi olmuş? ‘Kriz’ başlamış tabi ki. Önceki temsilciyle devir teslim işlerinde sorunlar yaşanmış, federasyon yönetimi el atmamış. Hakem ve antrenörler tepki göstermiş, yöneticilerimiz bir şey yapıyor gibi görünmüş ama aslında sessiz kalmayı yeğlemiş. İletişimsizlikten önemli ortak sayılabilecek bazı kurumlar arasında anlaşmazlıklar doğmuş, yöneticilerimiz yine sadece izlemiş. Belediye satranç etkinliklerinde uzun yıllardır işin içindeyken, salon ve benzeri olanakları yine yıllardır sağlarken adeta ellerinin tersiyle itilmiş, yöneticilerimiz yine Ankara’dan izlemiş. Tüm bunlardan haberdarken sadece “Temsilciye söyledik, talimat verdik” gibi sözcüklerle yetinilmiş. Krizin boyutu büyüdükçe büyümüş.

Konuların birikmesi federasyonumuzun hedeflerini tehdit etmeye başlamış. Organizasyonları tehlikeye sokmuş. İvedi tepki gösterilmesi gerekirken krizi öngörme ve önleme çabaları yetersiz kalmış, gerilim doğmuş. Planlanan etkinlikler yapılamamış, örneğin satranç kursları ve yaz okulu açılamamış. Federasyon yönetimine her aşamada çekilen sıkıntılar anlatılmış ancak onlar sessizliğini bozmamış. Belediye yönetimi federasyona “Biz tesisimizi çalıştırmaktan aciz değiliz ama anahtarını size verdik” demiş, bu mesajdan da bir şey anlamamışlar. “Sessizliğimizi korumaya çalışıyoruz, aile içi sorunlarınızı çözün” demişler buna da bir karşılık bulunamamış. Anlaşılacağı gibi federasyonumuzun yöneticileri bu kez de krizi yönetememiş. 
 
Kriz dönemlerinde ayakta kalabilmek, organizasyonları sürdürebilmek, kuralları uygulayabilmek için ortaya çıkan sorunlara bazen küçülerek/daralarak, bazen de hiçbir şey yapmadan ve fırtınanın geçmesini bekleyerek uzaktan bakılmamalıdır. Planlı ve hazır stratejilere dayalı biçimde yaklaşılmalıdır. Böyle davranılmaması, olaylara ivedi biçimde el atılmaması, karar vericilerin de ortada olmaması ayrı bir açmaz olarak ortaya çıkmış.
Şimdilerde beklenen ‘kaosun’ da kapıda olduğu söylenip duruluyor o diyarda...

#Birşeyyapmalı

8 Haziran 2022

IA&IO Tahsin AKTAR

Yorumlar - Yorum Yaz