• Favorilere Ekle

İnsan Yetiştirme Düzenimiz

İnsan Yetiştirme Düzenimiz

Oyuncularla ‘kavga’ etmekten çekinmeyen, kuralları uygulamayı beceremeyen hakemler uygulanan eğitim programın zayıf yanlarını ortaya koymaktadır.


 Eldeki olanakları en iyi biçimde değerlendirerek insanın kendini yetiştirmesi ve kamunun yatırımlarıyla insan yetiştirme, yetişmiş insan gücünün niteliğini ortaya koyar. Nitelikli insan gücünü oluşturabilmek, sunulan projenin girdileri ve çıktıları analiz edildiğinde, görünür ki kolay olmayacaktır.

Eğitim, öğretim süreçlerinde uygulanan projeyi, geri dönüşler, iş başında görünüm, süreç kontrol çalışmaları yoluyla ölçmek olanaklı olacaktır.
Hakem, antrenör, sporcu, iş görenler ve diğer görevlilerin yetiştirilmesi konusunda eğitim süreçleri, eğitim programları, öğretim elemanları ve bunların yetiştirilmesi öne çıkacaktır.
  • Nasıl bir yetiştirme programı uygulanıyor?
  • Uygulanan programın güçlü ve zayıf yanları,
  • Program geliştirme çalışmaları,
inceleme konumuz olacaktır. Bu yazıda ‘Hakem Yetiştirme Düzenimiz’ üzerinde durulacaktır.
 
Hakem yetiştirme
Hakemlerin yetiştirilmesinde günün değerleriyle örtüşmeyen bir programın uygulandığını söyleyebilirim. Bu iddialı bir söylem olarak düşünülebilir. Eğitim programları dinamik bir yapı olduğu için günün koşulları, eğitim gereksinimleri, gelişen kural ve uygulamalar öne alındığında sıklıkla geliştirilebilir. Programın günün değerleriyle uyuşmadığını öne sürdüğümüze göre neyin uymadığını da ortaya koymak gerekecektir.
 
Uygulanan program
2013 yılının başlarında geliştirilen eğitim programı (değiştirilen demek daha doğru olacaktır) o gün bile yeterli ve anlaşılır bir program olmaktan uzaktı. Aday adayı hakemlerin yetiştirilmesinde ele alınan öğeler, adaylıktan terfi edecek hakemlerin yetiştirme programında sunulan öğeler, il hakemlerinin gelişim programlarında ele alınan öğelerin birbirine çok yakın oluşu eğitim sürecini olumsuz etkilemektedir. Neredeyse aynı ağırlıkta eğitimi alan hakemler, izledikleri tutum ve uygulamaları bakımından, farklılık gösterememekte, istendik ve doğru kararları verememektedir.
 
Dikey ilerlemeye yönelik olarak düzenlenmiş eğitim programı tamamen tükenmiş öğelerle doludur. Ulusal düzeydeki hakemler için gelişim programı da henüz mevcut olmadığı gibi dört yıldır bu düzeydeki hakemler için ‘Gelişim Eğitimi’ de yapılmamıştır.
 
Güçlü yan var mı?
Uygulanan programın güçlü yanlarını görebilmek olanaklı değildir. Bu konuda yapılmış bir değerlendirme çalışmasının varlığı da bilinmemektedir. Ama programın zayıf yanlarını sahada görev yapan hakemlerin çoğu kez verdikleri tartışmalı kararlardan anlayabilmekteyiz. Bir takım yarışmasında masada görev yapan hakemin nerede duracağını bilememesi, kaptanlarla iletişimi becerememesi, bireysel etkinliklerde bile nerede nasıl bir tavır koyacağını bilemeyen, ceza vermekten çekinen, durumu ‘idare etmeyi’ öneren, masada sporculara rok yapmayı tanımlayan, sporcularla ‘kavga’ etmekten çekinmeyen, gerektiğinde riski göğüsleyemeyen, kuralları uygulamayı beceremeyen hakemler uygulanan programın zayıf yanlarını ortaya koymaktadır.
 
Program geliştirme
Program geliştirme çalışması eğitim programlarının kalitesini ve verimliliğini artırmak için yapılır. İlk aşama gereksinimlerin saptanmasıdır. Son adım da ölçme değerlendirme olmalıdır. Hakem eğitimi ‘formal eğitim’ olduğu için bu eğitim modelinin gerekleri (temel olarak örgün ve bir plan doğrultusunda) programa yansıtılarak uygulamada da bu eğitimin gerekliliklerine uyulmalıdır. ‘Öğretme’ ve ‘Öğrenme’ süreçleri iyi kollanarak programlara yansıtılması esas olmalıdır. Öğretme bir öğretiyi, öğrenmeyi sağlama işiyken öğrenme sonuçları itibariyle daha kalıcı bir süreçtir. Davranış değişikliği kazandırılması, kalıcı olması, yaşantı sonunda oluşması yeğlenir.
  
Bu esaslara göre nasıl bir eğitim programı olmalıdır?
Aday adayı hakemler daha çok kural bilgisinin öğretimiyle hakem formasyonu (federasyonu tanıma, hakemlerin temel görevlerini öğrenme, salonda hakemin duruşu, etkinliğe bakışı, … gibi) üzerinde bir eğitim programıyla yetiştirilmelidir. Eşlendirme bilgisiyle eşitlik bozma bilgisi gibi öğretiler bu düzeydeki hakemler için artık anlamlı değildir. Eşlendirme yazılımlarının güçlü yanlarıyla iletişim olanaklarının son derece geliştiği günümüzde bu konular üzerinde hakem adaylarının sadece bir fikirlerinin olması yeterli kılınmalıdır.
 
İl hakemleri için de benzer durum mevcuttur. İl hakemlerinin gelişimleriyle ulusal düzeye terfi edecek hakemlerin eğitimlerinde artık eşlendirme ve eşitlik bozma konularında ayrıntılı bilgi yüklemeleri verilmemelidir. Bunun yerine bu bilgilerin yer aldığı dokümanların sunulması daha yararlı olacaktır. Hakem gerek duyduğunda bu dokümanlardan yararlanarak, örneğin, her türlü eşitlik bozma hesaplarını yapabilmelidir. Dikey ilerlemelerine olumsuz etki edecek düzeyde bir donanıma sahip olmaları beklenilmemelidir. Eşlendirme yazılımından alınan çıktıları, eşlendirme ölçütlerine göre ortaya çıkan durumu yorumlayabilmesini yeterli kılacak bir program sunulmalıdır.

Hakemlere verilecek organizasyon öğretisi sadece salon organizasyonuyla sınırlı kalmalıdır. Bu gün; ”…  turnuva alanının gezilmesi, konaklama koşulları, masa örtülerinin yıkanması-ütülenmesi, wc kabinleri yeterli mi, su, çay var mı, jeneratör var mı yeterlimi, sporcular için servis var mı, ses düzeni kuruldu mu, marşlar hazır mı, görevli hakemler lisans vize bedeli yatırmış mı, kupa ve madalyalar hazır mı…” (bu konular, hakemler için oluşturulan ‘Hakem Çantası’ içinde bulunan kontrol listesinde yer almaktadır) gibi daha pek çok konuda hakemlere görevler yüklenildiğini görüyoruz (şaka gibi).

Anlaşılacağı gibi bu konular artık hakemlerin düzenleyeceği ve onların kontrolünde olan konular olmadığından eğitim programlarından ve görev anlayışından çıkartılmalıdır. Öyle ki başhakem veya hakemler görev verilen hakemlerin lisans vizelerini neden kontrol etsinler (atama yapılırken, atamayı yapanlar, vize sorgulaması yapmaz mı, kontrol edilmez mi) ya da wc kabinlerinin yeterliliği, temizliği hakemlerin kontrolünde olabilir mi?
 
Ölçme değerlendirme
Bilimsel bir yaklaşımla ele alınacak yeni bir değerlendirme ölçütü geliştirilmelidir. Sınav sonu ölçmeden, dikey ilerleme için öngörülen ‘norm’ yapısına kadar yeni adımlar atılmalıdır. Hakemlerin görev sonrası değerlendirme ölçütleri objektif ölçütlere dayanmadığından yapılan puanlama sistemi de buna göre olmalıdır. Sübjektif değerlendirme ölçütleri kullanılırken objektif değerlendirmede kullanılan puanlama sitemi yaklaşımından (bu yaklaşım yanlıştır) vaz geçilmelidir.
 
Hakem Raporunda yer verilen, değerlendirmede sunulan, sorulara bakacak olursak; görev alan hakemlerin kendine güveni, satranç birikimi ve deneyimi nasıl ölçülebilmektedir merak konusudur. Ya da hakemlerin kural bilgisi, organizasyona katkısı, bilgisayar kullanımı konularında 1…10 arasında bir puanlama nasıl yapılabilmekte, başhakem ve gözlemciler bunu nasıl ölçebilmektedir? Bir aday hakem için ‘Başhakem Olabilme’ sorusu nasıl değerlendirilmekte ve ölçülerek bir puan verilebilmektedir? Bu soruları uzatmak olanaklı tabi ki.
 
Sınav sistemi de yeniden ele alınmalıdır. Hakemlerden beklenen davranış değişikliğine göre ölçme yapılarak dikey ilerlemelerine engel olacak düzeyde ağırlık taşıyan bir sınav paketiyle karşılaşmamalıdırlar. Ellerinde bulunan kılavuzdan gerektiğinde yararlanarak çözüm üretebilecekleri bir konu için sınavlarda geçme-kalma ağırlığını bozacak düzeyde bir sorumluluk getirilmemelidir.
  
Kaynaklar
En temel gereksinim kaynak eksikliğidir. Kurallar, kural yorumları, eşlendirme, eşitlik bozma ve kişisel gelişime destek olacak diğer konularda kaynakların olmayışı hakemlerin yetişmesinde temel yoksunluktan biridir. Bu yoksunluğun giderilmesi için bir çabadan da en azından ben haberdar değilim. Yapılan eğitimlerde adaylara bir kaynak sunulamaması çok acıdır.
 
Kaynak hazırlamada fayda yerine yanlışa sürükleyecek kurgu ve yapıya da son derece dikkat edilmelidir. Çevirilerde kullanılan dil, çeviride tercih edilen sözcükler, satranç literatürü ve satrancın geleneği öne alınmalıdır. “… telefonu ses çıkartan oyuncu hükmen kaybeder…” demekle, “… hakem kararıyla kaybeder…” demek çok farklıdır. Sonuçta telefonu ses çıkartan oyuncu kaybetmektedir ama kaybetmenin yarattığı sonuçlar farklı olacaktır (ne yazık ki hakemler için hazırlanmış kaynaklarda bu yanlışlığı görebiliyoruz). Hazırlanan videolarda senaryoya ve kurguya dikkat edilmezse izleyenler var olan görüntünün doğru olduğunu kabul edecektir. Hakem saatin arkasında durarak satranç saatini durdurursa bu videoyu izleyenlere ne verebilirsiniz? Ya da satranç saatini durdurarak oyuna müdahale eden hakem, uygulamasını tamamladıktan sonra, satranç saatini tekrar çalıştırmadan masadan ayrılırsa hakem eğitimine fayda mı sağlamış olursunuz? Böylesi temel yanlışlıklar eğitim bilimine ters olmakla birlikte objektiflikten uzak kurgular olarak karşımıza çıkar.
 
Öğretim görevlileri
Eğitimde rol alanların başında öğretmenler-öğretim görevlileri gelmektedir. Doğru, istendik davranışlara ulaşmış hakemler yetiştirilecekse önce öğretim görevlileri eğitilmelidir. Her öğretim görevlisi aynı konuyu aynı derecedeki hakeme aynı ağırlıkta aktarabilmelidir. Örneğin FIDE Kurallarının önemli bir maddesi olan ve uygulama becerisi gerektiren 7. madde (Kuraldışı Durumlar) her hakemlik derecesine ait eğitimlerde ele alınacak konulardan biridir. Aday hakemlerin bu konuda bilgi sahibi olması beklenirken daha üst düzeydeki hakemlerin kuraldışı durumları çözümleyebilmeleri beklenir.

Öğretim görevlileri de eğitim programını buna uygun olarak aktarabilmelidir. Öyleyse salt görevde yükselmiş hakemleri öğretim görevlisi olarak değerlendirmek yeterli ve yararlı bir uygulama olmayacaktır. Öğretim görevlilerine kaynak kullanımı, özel öğretim bilgisi, bilgi aktarımı-öğretme teknikleri, teknoloji kullanımı, ölçme-değerlendirme gibi temel konularda formasyon kazandıracak bir dizi program uygulanmalıdır. Süreç içinde bu eğitimler geliştirilerek yenilenmelidir.
 
Bir sonraki yazıda hakemlerin dikey ilerlemelerindeki kuralı, ‘Norm’ hesabını ele alacağız.
 
12 Ağustos 2016

IA&IO Tahsin AKTAR
 

Yorumlar - Yorum Yaz